Antep’e Girmeyeydik İyiydi!

21 Ekim 2014
2.369 kez okundu

köşeyazısı“Emr-i Hak Vâki” olup insanoğlunun Fâni Dünya’da yaşayacağı süre sona erdiğinde, Hazreti Azrail ne bir saniye erken, ne bir saniye geç, o anda görevini emredilen şekilde kusursuzca yerine getiriyor.

Bu ilâhi nizam, “Adem-Havva”dan başladı, kıyamete kadarda devam edecek. Yani, “vakti gelen” gidecek. Önemli olan “pisi pisine” gitmemek… Önemli olan giderken amel defterini kapattırmadan gitmek…

“İnsanoğlu öldüğü zaman, bütün amellerinin sevabı da sona erer. Şu üç şey bundan müstesnadır: Sadaka-i câriye, istifade edilen ilim, hayırlı evlat.” (Hadis-i şerif)

***

Geçen Çarşamba günü Onikişubat Kaymakamı Sayın Mustafa Anteplioğlu’nun Babası Mucahit Anteplioğlu vefat etti. (Allah rahmet eylesin.)

Malum, Sayın Kaymakam Kilisli… Haliyle taziyeler Kilis Merkez’de kabul ediliyor. Biz de Cumartesi günü, Kahramanmaraş TEMA‘dan Başkan Sayın Cafer Kalalı, Abdurrahman Akpolat Abimiz, Güzel İnsan Erkan Şerbetçi Bey, Pazarcık TEMA Sorumlusu Sayın Abdurrahman Akbaba, ve bendeniz Kilis’e giderek taziyelerimizi sunduk.

***

Anteplioğlu Ailesi’ni tanımam. Ama Allah-u âlem Merhum, “amel defteri kapanmayanlar”dan…  Çünkü orada kaldığımız kısacık süre içerisinde bile Maraş’ın oraya taşındığını gördük. Bizden hemen önce Maraş Basını’ndan “babalar” grubu oradaymış. Biz oradayken bazı işadamlarımız, siyasetçilerimiz, sağlık camiasından bir grup, Milli Eğitim Müdürümüz ve yardımcıları, Gençlik Spor İl Müdürümüz ve Sayın Savcımız oradaydılar. Bu, Kaymakamımız Sayın Mustafa Anteplioğlu’nun ne kadar çok sevildiğinin en bariz göstergesi değil mi? Bir baba için geride bırakacağı daha güzel bir miras olabilir mi?

Herkes çalışıp bir şekilde bir yerlere/yüksek makamlara gelebilir, ama herkes kendini sevdiremez!

***

Taziyelerimizi sunup “müsade” istedik. Dönüşte Mercidabık Ovası’na saparak Yavuzlu’da bulunan Ceddimiz Yavuz Sultan Selim Hân’ın anıtını ziyaret ettik. Güzel bir ikindi sonrası Ruhuna Fatiha’lar gönderdik. Çok güzel bir heykel yaptırılmış, etrafı düzenlenmiş, ama “bakımsızlık” had safhada… Belli ki sadece anma günlerinde hatırlanıyor. Çok yazık. Hatta “Cafer Hoca” Kahramanmaraş TEMA olarak bir gün bir etkinlik tertipleyerek oraya gidip temizlik yapma fikrini bile ortaya attı!

***

Dönüş yolculuğumuz güzel geçiyordu. İçimizde, taziye ziyaretini yapıp ceddimizi anmanın manevi huzuru vardı. Düzeyli muhabbet devam ederken, çaysızlığımızı, TEMA’da fazladan içtiklerimize sayarak devam ediyorduk.

Giderken Anatep’e girmeden direkt Dülük Baba’dan Kilis yoluna dönmüştük. Ama dönüşte sohbet daha koyulaşınca dalgınlıkla Antep’e girdik. Ama girmeyeydik iyiydi. Çünkü iki şehir arasındaki “şehirleşme” ve “asalet”i kıyaslayınca insan komplekse kapılıyor, morali bozuluyor. Tamam, girişte mecburen Başpınar’daki hızla ilerleyen kavşak çalışmasını görüyorsunuz… Ama sonuçta “bir tanecikte olsa bizim de ağır aksak ilerleyen bir kavşak çalışmamız var” deyip teselli oluyorsunuz. (Ona “züğürt tesellisi” mi diyorlar ne?!)

Ama Antep’in içine girince “iş” değişiyor. Hangi bir “eser”i “ne”yle kıyaslayacaksınız?! Son bir kaç ay içinde Antep’e yolu düşmeyen kişiler ister istemez “Aa, şurası iki ay önce böyle değildi” deyiveriyor….

O yüzden dalgınlıkla kendimizi Antep’in içinde bulmamız iyi olmadı. Üzüldük nitekim!

Ama bu “vebal” Kaptanımız Cafer Kalalı’nın da değil, Araç Komutanımız Erkan Bey’in de…

Kimin olduğunu ise boş verin gitsin!!

Sevgiyle kalın.

 

Yorumlar

Henüz yorum yapılmamış.

Yorum Yaz