“Maraş’ta Güzel Şeyler de Oluyor, Ama..!”

“Maraş’ta Güzel Şeyler de Oluyor, Ama..!”

Kahramanmaraş “cumhuriyete geçiş” döneminde, devrimlere direnen şehirlerden biri olması sebebiyle uzun bir süre yatırım alamayarak “devlet baba” tarafından cezalandırılmıştır. Bu, hem şehrin gelişim süreciyle, hem de yapılan (daha doğrusu yapılmayan) merkezi hükümet yatırımlarıyla sabittir.

Bundan dolayıdır ki; Maraş Anadolu’nun en güzel noktalarından birinde bulunduğu halde iktisadi, siyasi ve sosyal anlamda uzun bir süre epeyce geri kalmıştır. Bir anlamda kaderine terk edilmiştir. Bütün bu “nötrlemeler”i göz önüne alırsak, verimli ovalara sahip olması ve tekstille adını duyurması Allah’ın bir lütfudur!

***

Bu durumun tâ bugüne; yani Ak Parti’nin şu son dönemlerine kadar devam ettiğini söylersek herhalde abartmış olmayız!

Durun…

Hemen beni “ipe” çekmeyin. Bunu, geçmişte “Ak Parti hizmetlerinin Maraş’a yeteri kadar gelmediği”ni en fazla dile getiren biri olarak söylüyorum.

Ama şimdi durum öyle değil!

Son birkaç yıla baktığımızda, bazı alanlarda hızlı ve önemli gelişmelerin yaşandığını hep birlikte görüyoruz. Bunun başlıca sebeplerini ise Ak Parti İl Eski Başkanı Ahmet Özdemir’in de Aksu Tv’de dile getirdiği gibi, siyasetçi ve Kahramanmaraşlı üst düzey kamu yöneticilerinin birlikte hareket etmesi ve “yukarılarda” şehir adına kulis yapma kültürünün kazanılmış olmasıdır. Tabi son dönemde şehrin yetiştirdiği lider siyasetçiler ve devlet adamlarını da asla unutmamak gerek! Bu konuda ilk akla gelen isim tartışmasız “Mahir Ünal”dır.

Unutmayalım; şehirler kendi içinden çıkardıkları lider şahsiyetlerin öncülüğünde gelişirler!!

***

Bir şehirde yapılan bir hizmetin “prestij” olarak adlandırılabilmesi için, onun öncelikle başka şehirlerde bulunmaması veya emsallerinden daha iyisi olması gerekir.

Bu açıdan baktığımızda, şehrimize yapılan eğitim ve sağlık yatırımlarını, Göksun Yolu’nun tünellerle ve viyadüklerle şehre bağlanmasını, geç de olsa bitmek üzere olan havaalanını, Büyükşehir Belediyesi tarafından yaptırılan Yedikuyular Kayak Merkezi’ni, hızlı trenin gelecek olmasını, Onikişubat Belediyesi’nin bisiklet ve yürüyüş yolunu ve yine Onikişubat Belediyesi’nin Kılavuzlu bölgesinde yapımı devam “Dünya çapında” projesi gezinti alanını bu kategoride sayabiliriz.

Yine Büyükşehir tarafından şehiriçi ulaşımı hızlandıracak çevre yolları, köprülü kavşaklar ve katlı otoparklar da elbette takdire şayan hizmetlerdir. Lakin, artık bunlar hızla artan araç sayısıyla birlikte “lütuf” değil “mecburiyet”tir.

***

Bunlar “güzel şeyler de oluyor” dediğimiz güzel şeyler!

Peki “güzel olamayan şeyler” yok mu?

Var tabi…

Geçmişte, yukarıdaki sebeplere bağlı olarak ve ilaveten Ak Parti’ye en çok oyu veren şehir olarak Maraş’a yapılacak hizmetlerin hızlandırılması ve hatta pozitif ayrımcılık tanınmasını birkaç defa dile getirmiştim…

Bu anlamda önemli gelişmeler var!

Fakat, turizm ve sporda aynı şeyi söyleyemeyiz!

Kahramanmaraş olarak iyi bir futbol takımımız ve bize yakışan bir stadyumumuz yok.

Bu bir “eksiklik”! Bize; “stadyumlar devlete yük” falan demeyin n’olur! Başka şehirlere çifter çifter yapılırken, bize de bir tane düşsün o “yük”ten..!

***

Ve turizm…

Bu konuda bir türlü istediğimiz noktayı yakalayamadık. Yedikuyular Kayak Merkezi ümit veriyor. Ancak gerekli tesisler yapılarak turizme kazandırılmazsa şehir için bir “mesire alanı”nda öteye gidemez.

Afşin Belediyesi’nin Ashabı Kehf için yaptığı ve ödül aldığı çalışmalar takdire şayan!

Fakat “Germenicia Antik Kenti” için aynı şeyleri söylemek imkansız. Tabiri yerindeyse “tık” yok! “Andırın ve Kaleler” projesi de öyle…

Her ne kadar özel olsa da Döngele’ye yapılan termal yatırımlar ve Büyükşehir’in oraya yaptığı yol şehrimiz için önemli.

Ancak Ilıca’da durum tam tersi!

Döngele’deki özel teşebbüs yatırımları için seferber olup yol yapan Büyükşehir’in Ilıca için aynı duyarlılığı göstermediğini üzülerek görmekteyiz. Öyle ki; “çivi çakmadılar” demek tam yerinde olur.

Ya “yılan hikayesi”ne dönen Ilıca Yolu…

Maraş’ın aynası, en çok turist çeken beldesi, şehrin ekonomisine büyük katkı yapan kaplıca ve tatil beldesi Ilıca’nın 25 kilometrelik yolu yapılmadı gitti.

Bu bir ayıp mıdır?

Evet; hem ayıptır, hem de utançtır. Sanırım kim adına olduğunu söylemeye gerek yok!

Kaderine terk edilen tarihi şehir Süleymanlı ve yok olup giden tarihi eserler başlı başına bir yazı konusu…

***

Hem turizmden dem vurup hem de turizm adına bir şey yapmamak böyle bir şey olsa gerek!

Hoşçakalın…

 

Yorumlar

Henüz yorum yapılmamış.

Yorum Yaz